19:31 - Zeytinyağı bitkisel yağın sağlık bakımından yararları
19:28 - Yumurta Alerjisi Nedir? Alerjiye Ne Sebep Olur
19:27 - YKS temel puanları ne zaman açıklanacak? 2020 Üniversite temel puanları
19:25 - Uyku Sorunu Yaşamak İstemiyor İseniz Bunlara Kulak Verin
19:23 - TikTok bakın ne zaman kapanacak? TikTok acaba kapanacak mı?
23:24 - Tekrarlayan Düşüklere Neden Olan Nedir?
23:22 - Safran Bitkisi Neden Dünyanın En Pahallısı Olmaktadır
23:21 - Okul kayıtları bakın ne zaman başlar? Okul kayıtları nasıl olacak
Kocam, on sekiz yaşındaki oğlumuzu evden kovdu. Bir yıl sonra oğlum, kucağında yeni doğmuş bir bebekle geri döndü. Babası hakkında anlattıkları ise yüreğimi durduracak cinstendi.
Yirmi üç yıldır Cemal ile evliydim. Dışarıdan bakıldığında herkes onu sakin, saygın ve örnek bir aile babası sanıyordu.
Ama evimizin kapıları kapandığında bambaşka birine dönüşüyordu.
Ona göre bir erkeğe gösterilen merhamet, onu güçsüz yapardı.
Oğlum Kaan, on sekiz yaşına bastığı sabah kahvaltı masasındayken Cemal önüne dolu bir spor çantası bıraktı.
“Bugün öğlene kadar bu evden çıkıyorsun.”
Elimdeki kaşık fincanın içine düştü.
“Ne diyorsun sen?” dedim. “O hâlâ bizim evladımız.”
“Soğuk gerçeklerle tanışmasının zamanı geldi,” dedi. “Artık yetişkin.”
Kaan’ın gözleri kıpkırmızıydı ama sesi buz gibiydi.
“Sizi hayatım boyunca affetmeyeceğim.”
Aralarına girdim, Cemal’i vazgeçirmeye çalıştım.
Olmadı.
Oğlumdan biraz daha sabretmesini istedim.
Ama kolunu elimden çekti.
Çantasını aldı ve arkasına bile bakmadan çıktı gitti.
Sonraki bir yıl boyunca her hafta onu aradım.
Neredeyse her gece mesaj attım.
Özür diledim, sadece iyi olduğunu bilmek istediğimi söyledim.
Ama Kaan tek bir kez bile cevap vermedi.
Cemal ise en ufak bir pişmanlık duymadı.
“Eğer tek başına ayakta duramıyorsa zaten güçlü biri değildir,” diyordu.
Geçen perşembe öğleden sonra, Cemal işteyken kapı çaldı.
Kapıyı açınca dizlerimin bağı çözüldü.
Karşımda Kaan duruyordu.
Çok zayıflamıştı.
Yüzü çökmüş, gözlerinin altı morarmıştı.
Kucağında hastane battaniyesine sarılı küçücük bir bebek vardı.
Diğer elinde ise eskimiş bir bavul tutuyordu.
“Kaan…” dedim titreyerek. “Neredeydin? Bu bebek kim?”
“Anne…” dedi güçlükle.
“Lütfen beni içeri al.”
Hiç düşünmeden kapıyı kapatıp onu içeri aldım.
Tam o sırada bana dönüp fısıldadı.
“Babama burada olduğumu söyleme.”
Şaşkınlık içinde ona baktım.
“Neden? Hem bu bebek…”
Sözümü bitiremeden irkildi.
“Benim bebeğim değil.”
Sonra gözlerimin içine bakarak öyle bir cümle kurdu ki, kanım dondu.
“Anne… Sen, birlikte yaşadığın adamın gerçekte kim olduğunu hiç bilmiyorsun.”
Daha ne demek istediğini soramadan bebeği dikkatlice kollarıma verdi.
Ardından eski bavulunu önüne çekti.
Titreyen elleriyle kilitlerini açtı.
Kapağı yavaşça kaldırdı.
Bavulun içindekini gördüğüm anda nefesim kesildi…
Bavulun içindekini gördüğüm anda nefesim kesildi.
İçinde tomar tomar belgeler, eski fotoğraflar, birkaç USB bellek ve sararmış bir dosya vardı. En üstte ise yıllar önce Cemal’in kullandığını hatırladığım deri kaplı küçük bir ajanda duruyordu.
“Kaan… Bunlar ne?”
Oğlum derin bir nefes aldı.
“Anne, önce sana bebeği anlatmam gerekiyor.”
Sessizce başımı salladım.
“Birkaç ay önce bir kafede çalışmaya başladım. Orada üniversite öğrencisi Derya ile tanıştım. Hamileydi. Ailesi onu reddetmişti. Çocuğun babası ise ortadan kaybolmuştu. Kalacak yeri olmadığı için ona yardım ettim.”
Bebeğe baktım. Derin bir uykudaydı.
“Doğumdan sonra Derya ağır bir enfeksiyon geçirdi. Hastaneye kaldırıldı. Bana sadece bebeğini emanet etti. ‘Kimseye güvenemiyorum’ dedi.”
Devamını Okumak İçin..Ayrıntılar diğer sayfada haberimiz detayındadır..HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN FOTOĞRAF ÜZERİNDEN DİĞER SAYFAYA GEÇİŞ YAPINIZ.