19:31 - Zeytinyağı bitkisel yağın sağlık bakımından yararları
19:28 - Yumurta Alerjisi Nedir? Alerjiye Ne Sebep Olur
19:27 - YKS temel puanları ne zaman açıklanacak? 2020 Üniversite temel puanları
19:25 - Uyku Sorunu Yaşamak İstemiyor İseniz Bunlara Kulak Verin
19:23 - TikTok bakın ne zaman kapanacak? TikTok acaba kapanacak mı?
23:24 - Tekrarlayan Düşüklere Neden Olan Nedir?
23:22 - Safran Bitkisi Neden Dünyanın En Pahallısı Olmaktadır
23:21 - Okul kayıtları bakın ne zaman başlar? Okul kayıtları nasıl olacak
Hazırlık odasının ağır, kadife perdeleri aralanmış, öğleden sonra güneşi ipek kumaşın üzerindeki o korkunç lekeyi bir spot ışığı gibi aydınlatmıştı. Odanın içinde asılı kalan o keskin, çürümüş yumurta ve rutubeti andıran koku, odadaki taze zambakların kokusunu saniyeler içinde boğup atmıştı. Tam karşımda, aylardır titizlikle dikilen, Fransız dantelleriyle bezeli o bembeyaz rüya duruyordu. Artık o bir rüya değil, Nermin Soykan’ın nefretinin somut bir kanıtıydı. Elbisenin göğüs kısmından aşağı doğru süzülen simsiyah, yağlı sıvı, etek uçlarındaki el emeği işlemelerin arasından süzülüp yerdeki beyaz mermere damlıyordu: *Pıt… Pıt…* Selin’in elindeki makyaj fırçası halının üzerine düştü. Arkamda donup kalan nedimemin aynadaki yansımasını gördüm; ağzı bir çığlığı bastırmak istercesine açık, gözleri dehşetle büyümüştü. “Leyla… Tanrım, bu ne? Biri içeri mi girdi? Güvenlik, hemen güvenliği aramam lazım!” sesi titreyerek odanın içinde yankılandı. Cevap vermedim. Gözlerim yerdeki lekenin tam ortasına, iğneyle ustaca iliştirilmiş o küçük, fildişi kağıda kilitlenmişti. Eğildim, parmak uçlarımla kağıdı kopardım.
Koku burnuma daha sert çarptı ama yüzümü ekşitmedim. Nermin Hanım’ın o kusursuz, eğik el yazısı, mürekkebin asaletine sığınarak bana bakıyordu: *“Haddini bil.”* Bu iki kelime, üç yıllık bir küçümseme tarihinin özetiydi. Soykan malikanesinde içtiğim çayın soğukluğundan, annemin eski usul terziliğine kadar her şeyi hor gören o bakışın kağıda dökülmüş haliydi. Nermin için ben, oğlunun parlak kariyerine ve asil soyadına konmaya çalışan, kökleri derinde olmayan bir sarmaşıktım. Mert ise bu kadının zehrini “anaçlık” olarak adlandıracak kadar körleşmişti. “Annem biraz muhafazakardır Leyla, alışman zaman alacak,” derdi her seferinde. Oysa Nermin muhafazakar değil, düpedüz insafsızdı. Selin telefonuna sarılmış, hıçkırarak birilerini aramaya yeltenirken, elimi sertçe koluna koydum. “Dur,” dedim. Sesim, kendi kulaklarıma bile yabancı gelecek kadar soğuk ve kararlıydı. “Ne demek dur? Leyla, elbise bitti! Düğün üç saat içinde başlıyor. Baban kapıda bekliyor, Mert aşağıda konukları karşılıyor. Bu elbiseyi bu halde kimseye gösteremeyiz, mahvoluruz!” Aynaya yaklaştım. Gözlerimin etrafındaki ince makyaj işlemesine, kusursuzca taranmış saçlarıma baktım. Ayrıntılar diğer sayfada haberimiz detayındadır..HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN FOTOĞRAF ÜZERİNDEN DİĞER SAYFAYA GEÇİŞ YAPINIZ.